Köşe Yazıları

Arkadaş Karagümrük Maçı Var…

O gün Karagümrük takımının İstanbulspor’la maçı varmış. Fatih’ten Edirnekapı’sına kadar ortalıkta kimseler yok. Cümle alem maçta. Dükkanlarda tezgahtarlar, bakkallarda manavlarda çıraklar, hatta ustalar.. Herkes Karagümrük maçında…

Bilmem neden, bu yıl Karagümrük genç takımlar yıldızı mıdır nedir, onun maçlarına pek rağbet var.

Mevsimin ilk maçının Fenerbahçe stadında yapıldığı gün ben de Kadıköy’deydim.. Bütün İstanbul stadyuma akmış zannettim. Motorlar. kayıklar, saatlerce gitti geldi de o kalabalığı karşı sahile taşıyamadı.

Bugünlerde Fatih’ten Edirnekapı’sına doğru olan yoldan bilmem geçtiniz mi? Oralarda da toprak hallaç pamuğu gibi atıldı. Kâh yol indiriliyor, diyorlar, kâh asfaltlanıyor diyorlar, kâh tramvay rayları sökülüyor diyorlar.

İşte o gün bu yoldan hem ağır ağır yürüyor, hem de neden ortalık bu kadar tenha dükkan kepenkleri yarıya inik diye düşünüyordum.

Baktım birinin üzerinde bir beyaz kağıt asılı. Diyor ki: “Arkadaş! Karagümrük maçı var! Ben oraya gidiyorum. İçeride her şey etiketlidir. Neye ihtiyacın varsa al ve parasını tezgâhtaki tabağın içine bırak!”

Yazıyı okudum. Durdum bir daha okudum, sonra yine okudum. Her okuyuşta biraz daha keyiflendim.

Bu manzarayı şimdi Suudi Arabistan’da kaldığım günlerde pek çok defa görmüştüm.

Namaz vakti gelip müezzin minareden seslenince, dükkan sahipleri derhal tezgahlarını öylece bırakıp camiye gidiyorlardı.

Karagümrük Esnafı : Sol başta; Pastırmacı Abdullah, yanında Yusuf, ortada oturan başı açık Badik İbrahim (Yıl : 1948)

Orada böyle mektup filan bırakmak da yoktu. Her yer açık… Sarraflar, kuyumcular, kıymetli mücevherler bile.

Bizim Karagümrük’lü camiye değil maça gidiyordu. Dükkanını büsbütün kapamaya da gönlü razı olmamıştı.

O anda takip etmek istediği maç, onun için bir ibadet kadar mühimdi. Maçtan da vazgeçemezdi. Onun için kapıya levhasını astı: Arkadaş, dedi, ben Karagümrük maçına gidiyorum!

Yani bir bakıma şunu demek istiyordu; “Hacca gidiyor gibi bir şeyim ben.. Böyle hallerde yapıldığı üzere kimsenin bana bir ziyanı dokunmamalıdır. İşte malım.. İşte kasam, malımı al, parasını kasama koy!”

Dikkat ettim, bu küçük ilan kimin gözüne ilişirse onu güldürdü, hoşuna gitti. Hayatın böyle küçücük tebessümlerine ihtiyacımız var. Birbirimize inancımızı, güvenimizi kaybetmişiz.. Hepimiz nefsimizin derdine düşmüşüz. Bencil ve dik olmuşuz.

Derken bir hoş halli adamcağız çıkıyor, “Arkadaş diyor, dünya bana vız geliyor.. Şimdi Karagümrük’ün maçı var.. İşte kasım, işte malım, buyur bildiğini oku!..”

Bu bile hoşumuza gidiyor, ferahlıyor, rahatlıyoruz.

Na kadar kanaatkar olmuşuz meğer!

Yayın: Yeni Sabah – Tarih: 1958 – Yazar: Nezihe Araz

Dünden Bugüne Karagümrük Gençlik Kulübü – Asaf Ayçıl’ın kitabından alıntıdır.

Nezihe Araz kimdir?

Gazeteci – Yazar Nezihe Araz

1922 yılında Konya’da doğdu. Ankara eski milletvekili Rıfat Araz’ın kızı. Ankara Kız Lisesi’ni (1941) , Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi (1946). Gazeteciliğe başladığı yıllarda, basın dünyasında bulunan üniversite mezunu çok az sayıda insandan birisiydi. 

Babıâli’nin çeşitli gazetelerinde fıkra yazarlığı yaptı. Röportajları ve araştırmaları yayınlandı. Gazetecilik alanında verdiği hizmetler, 2003 yılında Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ile ödüllendirilmiştir.

Son günlerini İstanbul’da Maltepe Huzurevi’nde geçirdi. Alzheimer oldu. 26 Temmuz 2009’da İstanbul’da vefat etti. Hiç evlenmemiş ve çocuk sahibi olmamıştır.

2010’da Nezihe Araz hakkında kızkardeşi Vecihe Büyükaksoy’un torunu Jeyda Elsasser’in yönetmenliğinde hazırlanan “Beyond Words” adlı belgesel hazırlandı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu