Tarihçe

Bir futbol efsanesi; Baba Hakkı

Yunanistan’ın Vodina şehrinde 3 Aralık 1910’da doğan Hakkı Yeten 1 yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a taşındı. Beşiktaş semtine yerleşen Hakkı Yeten’in babası Mahmut Nedim Bey 1914 yılında 1. Dünya Savaşında Çanakkale’de şehit düştü. Beş kardeşi ile birlikte kalan Hakkı Yeten yaşam mücadelesi böylece başlamış oldu.

Beşiktaş Muradiye semtinde futbola başladı. Ardından Askeri Okula yazıldı.

Askeri öğrenciyken Karagümrük’te top koşturmaya başlayan Yeten, 1926-1931 arasında burada oynadı.

Karagümrük’te kendini gösteren Hakkı Yeten Beşiktaş ve Fenerbahçe transfer yarışına girişti. 1931 yılında Hakkı Yeten Karagümrük’te oynarken Şeref Bey, Fenerbahçe’li Zeki Rıza Sporel’den daha çabuk davranıp Beşiktaş’a transfer etti. 17 yıl boyunca Beşiktaş’ta forma giyen Hakkı Yeten sağ açık olarak görev yapıp, oteriter yapısı sayesinde aynı zamanda takımın kaptanlığını da yaptı. Disipline çok önem vermesinden dolayı ‘BABA’ lakabını alan Hakkı Yeten saha dışında da tam bir beyefendiydi.

İngiliz ekiplerinden Arsenal’den teklif aldığı söylenen Baba Hakkı’nın bu teklifi kabul etmeyip Beşiktaş’ta futbol hayatını noktaladığı söylenir. Oynadığı 439 maçta 382 gol kaydederek Beşiktaş’ın en golcü futbolcusu olan Hakkı Yeten’in bu formayla gol krallığı da bulunmaktadır.

Beşiktaş kariyeri boyunca 5’i üst üste olmak üzere 8 kez İstanbul Ligi, 3 İstanbul Şilt ve Kupası, 1 Tayyare Kupası, 1 İzmir Fuar Kupası, 3 Türkiye Ligi, 2 Başbakanlık Kupası, 1 Türkiye Futbol Şampiyonluğu şilti ile 3 Özel Turnuva Birinciliği kazanan kadroda yer aldı. 

Futbol Federasyonu’nda asbaşkanlık görevi de yapan Yeten, 1960-68 arasında üç kez Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanlığı yapmıştır. Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün Süleyman Seba ile birlikte iki onursal başkanından biridir. Yönetimi kurulu tarafından şeref başkanı seçildi. Hakkı Yeten, 16 Nisan 1989 tarihinde yaşama veda etti. Beşiktaş Belediyesi, Fulya Stadı’nın bulunduğu caddeye O’nun ismini verdi. 

Asaf Ayçıl Baba Hakkı’dan şöyle bahsetmektedir;

“Beşiktaş’ın ‘Baba Hakkı’sı daha evvel Karagümrük’ün ağabeyi idi. Hakkı bizde oynarken her yaptığımız maçtan onun attığı gollerle galip çıkardık. O, gençliğinde ne yaman delikanlı idi. Şutlarını daha o zamanlar, hiçbir kaleci karşılayamazdı. Gerek Kırmızı-Siyah forması altında gerekse askeri talebe maçlarında oynarken bütün gözler ona çevrilirdi. Evvelâ, Zeki Rıza Sporel, Hakkı’yı Fenerbahçe’ye almak için uğraşırken, Beşiktaşlı Şeref Bey daha atik davranarak Siyah-Beyazlı kulübe kazandırdı. Baba Hakkı, Türk futbolunun ender yetiştirdiği bir kıymettir.”

Karagümrük’te oynadığı dönemde; Bozkurt Kulübü, Karagümrük ile bir maç almıştı. Zamanın kuvvetli ekiplerinden iyi futbolcular alan Bozkurt takımında kaleyi zamanın meşhur kalecilerinden; Harbiyeli Paşa Sırrı koruyordu. Halıcıoğlu Sahası’nda yapılacak maçta takımlar sahaya çıktığı zaman, Baba Hakkı’nın olmadığı fark edildi. Maçın başlamasının ardından Hakkı Yeten, Balat tarafından gelen bir sandal içinde göründü. Taraftarlar maçı bırakıp Hakkı Yeten’e doğru koşmaya başladı. Sandalda soyunmaya başlayan Baba Hakkı sahile çıkarken idareciler da takım kaptanı Sebahattin’e geldiğini haber verdi ama Hakkı’nın geç kalmasına kızarak oyuna sokmadı. Maçın ikinci yarısında Hakkı’nın oynaması için idareciler Sabahattin’i ikna ettiler. Kaptan da verdiği cezayı kafi görerek Hakkı Yeten’i oyuna aldı. O gün yarım devre oynayan Hakkı Yeten, Bozkurt takımına 6 gol attı.

Bir Hakan Dilek yazısı;

Bir maçta oyundan atılan sağ bek Cihat önce Baba Hakkı’ya müracaat
etmiş:

“Çıkayım mı Baba?” “Çık!” demiş Baba, başını önüne düşürüp çaresiz söylenmiş: “Sen çık Cihat! Sençık!” Çıkmış Cihat.

Aynı Baba Hakkı 1946 yılında bir Karagümrük maçında sahne alıyor bu kez. Orta hakem Müjdat Gezen’in babası Necdet Gezen. Necdet hakem, topu işaret parmağının üzerinde çevirerek sahaya çıkmasıyla ünlüdür. Yan hakem de yılların gazetecisi Fahri Somer.

E insan yalandan ‘Baba’ ‘Büyük’ lakabını almıyor. Düşünün şimdi, çamur deryası bir Karagümrük Stadı. Değil futbol oynamak, o zeminde yürümenin imkânı yok. Top top değil o zamanlar meşin yuvarlak, supabından şişiriliyor. İç lastiğin ağzı bir meşin sicimle içeri tıkılıp sıkıca bağlanıyor ve o meşin denilen şey maça başlarken 500 gram, maç anında su ve çamuru yiyince 3 kilo oluyordu. Takımın çakı gibi bir stoperi var; Ali İhsan Karayiğit. Baba bir pozisyonda voleyi yapıştırıyor, ağların yırtık yerinden dışarı çıkıyor top. Karambol anı; Necdet hoca pozisyonu net göremiyor ve autu gösteriyor. Taraftar iyice çileden çıkıyor ve başlıyor Necdet hocaya bağırmaya. Kan gövdeyi basacak, kibarlık var, arada Baba Hakkı var, iki de bir eliyle sus işareti yapıyor. Baktılar susmuyor Beşiktaş taraftarı,
tribünün önüne gidip bağırıyor basbariton:

“Çıkın dışarı! Susmayacaksanız boşaltın burayı!” Kafa Sebahattin, babayı tribünün önünde hazrolda dinliyor önce, sonra da talimata uymak gerektiğini anlatıyor taraftarlara. Kafa Sebahattin de tribünün ağır abilerinden. Susuyorlar…

Zar zor atılan iki golle ve neredeyse mağlup olunacak derken Baba Hakkı’nın ve Şükrü Gülesin’in golleriyle bitiyor maç. Ama dert basmış tribünleri. İki bin kişi bekliyor hakemi. Karagümrük edebiyatından apartarak söyeleyeceksek; Hacamat edecekler. Baba Hakkı maç bitiminde talimatı veriyor Fahri Somer’e; “Necdet abiye söyle yanıma gelsin!”
Necdet hoca, Baba’nın yanına geliyor. Biriken kalabalığın arasından birlikte çıkıp gidiyorlar.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu