Tarihçe

Karagümrük Tarihi – 1934 Yılında Kulüpte Çıkan İkilik

Karagümrük Kulübü, 1934 senesine kadar şaşaalı günlerini yaşarken evvelâ sporcular arasında sonra da idarecilere intikal eden ikilik çıktı. Bir kısım genç­ler kulüpten ayrıldılar. Çevremizde bulunan ve (Al- tay) ismini taşıyan mahalle kulübüne intisap ettiler.

Eski kulüplerine nispet yapmak gayesiyle, tam saha­nın karşısında bir dükkân kiralayarak faaliyete geç­tiler. O sıralarda büyük konakta oturan kulübün, mal sahibi sütçü Halil Ağa, bu yerin harap olduğunu ileri sürerek, ısrarla tahliyesini istiyordu. Bu arada kulüp­ten ayrılan sporcular, idare heyetini müşkül duruma sokmuştu. Kısa zamanda mülk sahibi davayı kazan­mış, kulübün bu yeri boşaltması icap ediyordu.

Bu te­lâş esnasında idare heyetinden İsmail Hakkı, Celâl, Muhtar Beyler kulüpten ayrıldılar. Bir yandan da mal sahibinin tazyiki devam ediyordu. O anda boş bir yer bulunamadığından, alelacele temin edilen C.H.P. bi­nasının 2 odasına taşınıldı. İşte kulüp bünyesi böylece büyük bir sarsıntı ge­çirmek üzere iken, evvelce federe olmak için müra­caat kabul edilmişti. Sporcuların lisans işleri ile uğraşılırken, yurttan ayrılan gençler tekrar kulüpleri­ne döndüler Bu arada Altay kulübü de kapandı. Fa­kat bir türlü eski ahenk yerine gelemedi. Futbolcu­ların bir kısmı topu bıraktı, bir kısmı askere, diğer bir kısmı da, iş icabı Ankara, İzmir ve Kırıkkale’ye gittiler.

KARAGÜMRÜK LİGLERE KATILIYOR

1935 senesinde resmen liglere giren takım başa­rılı oyunlar çıkarırken, İdareden istifalar çoğaldı. Bu­nun üzerine Kongre yapılarak yeni İdare Heyeti se­çildi.

Kulübün temel direkleri olan İsmail Hakkı Be­yin yerine Başkan Edirnekapılı Merhum Salim, Celâl Beyin yerine de Kaptan Umumiliğe 3 arık Beyler ge­tirildi.

1937 senesine kadar böylece idare edilen kulübün başına tekrar eski idarecileri getirmek gayretini gös­teren gençler, buna muvaffak olamadılar. Futbol ta­kımı ligde iyi dereceler alırken, İdare Mekanizması­nın bozuk oluşu, gençleri yıldırmakla beraber, kulü­bün atisi için üyelerde itimatsızlık beliriyordu.

Nitekim, korkulan başa geldi:

Senelik adi Kongre­sini yapan Karagümrüklüler, tekrar eski idarecileri­ne, kulübün başına gelmeleri için müracaatta bulun­dular; yine müsbet bir netice alamadılar. Nihayet yapılan Kongrede,’ tavsiye edilen ve çok sevilmiş gösterilen Karagümrük 27. İlkokul Başöğret­meni Can Bora, Kulüp Başkanlığına seçildi. Bu şahıs kendisiyle teşrii mesai edecek arkadaşlarını da intihap etti. Çalışmalar çok iyi gidiyordu. Takım iyi dereceler almakta, taraftarlar sevinmekte idi. Seneler su gibi akıp giderken, bizler de bu akıntıya kendimizi kapıp koyuvermiştik. Her şeyden bihaberdik. Fakat sinsi sin­si saman altından su yürüten Can Bora, Vefalılarla gizli konuşmalarını hiç birimiz farkına varamıyor­duk.

Nihayet farkına vardığımız gün geldi. Halbuki bizler; takımımız iyi dereceler aldıkça seviniyor ve Birinci Kümeye geçme neşesi ile katiyen kötü şeyleri aklımızdan geçirmiyorduk. Kulübümüzün sahası var­dı. 2 Küme Şampiyonu da olmuştuk. Artık Birinci Ligde, büyük kulüpler arasında maçlar yapacak. Ne mutlu günümüzdü bu… Fakat felek yar olmadı bize, (İleride anlatacağım veçhile) o sene ikinci durumda bulunan Davutpaşa takımı, Birinci Kümede oynamış­tı…

Kısa bir zamanda Birinci Kümeye (Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş kulüplerinin arasına) geçmek hakkını kazanan (Karagümrük Spor Kulübü) tarihi­nin en talihsiz devresine de girmişti. Kulüp elemanları yeni katılacakları kümenin maçlarına hazırlanır­ken, beri yanda, Türk Spor Tarihinin en acıklı kom­plolarından birinin de hazırlıkları son safhasına er­dirilmek üzereydi. Neydi bu komplo… Kimler içindi?..

Karagümrüklüler; koskoca bir semtin gözleri önünde oynanan bu hilenin türlü safahatını yaşamış biri sıfatı ile, o cidden acı günlerin olaylarının hikâ­yesini bütün teferruatı ile anlatmaya çalışacağım; İlk hedef, en büyüğünden, en küçüğüne kadar Kare gümrüklülerin elleriyle tanzim ettikleri, Çukur- bostan namı ile mâruf Spor Sahasını Karagümrük kulübünün elinden almaktı. Vefa kulübüne bir saha lâzımdı.

Karagümrük Sahasına ve Kulübüne El Atıldı.

Tertipler hazırlandı, tatbikata geçildi. O zamanın önemli mevkilerini işgal eden bir çok Vefalı ortada dururken, Vefa Kulübü Kadırgada ufak bir binaya sı­ğınsın, antrenman için oradan oraya dolaşsın, hiç ola­cak şey miydi bunlar… Vefalı merhum Saim Ağabey bu uğurda başvurmadık kapı mı bırakmıştı. O dev­rin Milli Eğitim Bakanı Haşan Ali Yücel; İstanbul Em­niyet Müdürü Ahmet Demir, Riyaseti Cumhur Baş­kâtibi Kemal Gedeleç, eski birer Vefalı değiller miydi, öyleyse Vefalı olduklarını göstermelerinin tam sırasıydı. Talihsiz Karagümrük demiştim ya, bu kulübe çaresizliğin uçurumuna itilmekten artık hiç bir kuv­vet kurtaramayacaktı..

Karşı taraf kaleyi içerden fethetmek arzusuna da nail oluvermişti. Ne büyük bir şanssızlık eseridir ki, Karagümrük kulübünün o zamanki Başkanı Can Bo­ra kulübü aleyhine çalışmaya başlamıştı, yardımcısı da merhum Balıkçı Muhittindi. Bu iki zat benim de dahil olduğum Kulüp İdare Heyetine durumu başka türlü göstererek kendi küçük hesaplarının çıkarı ve Karagümrük’ün yok olması için zemin hazırlamışlar­dı. Vefalı Bakan emrindeki Beden Terbiyesi teşkilâtı ise ek nizamnameleri tatbik etmeğe mecbur bırakılı­yordu. Bir taraftan da Çukurbostan hummalı bir faa­liyete sahne oluyor, sahanın eski şekli değiştiriliyor, eskiden Stad olarak kullanılan yere mükemmel bir bina inşa ediliyordu.

Bu sıralarda gösterilen faaliyetten şüphelenen Karagümrüklülere Kulüp Başkanı Can Bora şöyle hitap ediyordu: Bütün bunlar bizim için yapılıyor, Ka’ra- gümrük için yapılıyor, hiç telâşlanmayın. Derken (Be­den Terbiyesi mükellefliği kanunu çıktı alelacele, ha­zırlanan sahada mükelleflere ders verilmiye başlan­dı.

O zamana göre hayli yüksek bir ücretle Can Bora mükelleflerin başına öğretmen tayin ediliverildi, ikinciadama gelince; ona da bir iş bulmak zor olmadı. Böylece Balıkçı Muhittin de saha âmiri oluverdi. Saha içindeki kulüp binasının inşaatı da ilerliyordu. Tam bu sıralarda elleri böğründe bekliyen Karagümrüklülere bomba tesiri yapan bir Kararname neşredildi. (Semt Kulüpleri birleşecek, böylece faaliyetlerini tek­sif edecekler) dendi. Maskeler yavaş yavaş düşüyor­du.

Cetvel, kalem yapamadıkları işi kitabına uydurmaya çalışırken, tezatlara da düşmekten geri kalmı­yorlardı. Vefa ile Karagümrük aynı semtin iki kulübü değildi ki! İstanbul’un, kaza teşkilâtına göre, kazala­rı bile başka başkaydı, Ne çare ki, Karagümrük’ün işi kurtla kuzu hikâyesine dönmüştü. Beden Terbiyesi teşkilâtı emri almıştı, Karagümrük tarihe karışacak­tı. Peki ama böyle bir hareket semtte haklı bir infial yaratmayacak mı idi?; tabiidir ki, böyle bir infial ola­caktı. Stadyumdaki yeni binanın sahibi olmaya nam­zet Vefalılar, Karagümrük İdarecileri ile bir masa başına oturmaya karar verdiklerinden, Letafet Apart­manında ilk toplantı yapıldı.

Karagümrük Kulübüne İnen Darbe Şiddetli İdi. Muhit Kan Ağlıyordu. Bu toplantıya Can Bora, Mehmet bey, Tarık, Ra­uf, Sadi ve ben Karagümrük Kulübü İdare heyeti olarak katıldık. Vefalılar Karagümrük bizimle birleşsin diyorlardı; Başkanımız Can Bora’nın manalı sükûtu­na karşılık konuşmaya katılan Tarık bey, yeni Kulü­bün ismi ne olacak, madem bizim Semttedir Karagüm­rük olsun deyince, karşı tarafın hayır sesleri arasın­dan tiz bir avaz yükseliyordu, nasıl olurda Karagüm­rük adı altında birleşiriz, ölmüş Vefalılar mezarla­rından kalkarlar, bunları söyleyen Vefalı Saim Ağa­beydi Peki diyordu bizimkiler, (Karagümrük’ün ismini istemiyorsunuz? O halde renklerini kabul edin) hayır sesleri yine salonu çınlatıyordu.

Bu minval üzerinde 3 toplantı yapıldı, en son olarak Kulübe Fatih (ismi verilsin dedik o da kabul olmadı. Ankara’ya yazılsın oradan yeni bir isim ve forma renkleri bulup bize yol­lasınlar dedik. Bu teklifimizde kabul edilmedi. Mas­keler tamamen düşmüştü.)

Biz Ankara’ya yazın isim versinler renk tesbit etsinler derken, onlar Ankara’ya birşeyler yazmışlar ki bir müddet sonra tepeden inme bir emirle (Kara­gümrük Kulübü ile Vefa Kulübü birleştirilmiştir) de­nildi. Vefalılar yeni binalarına taşındılar yeşil beyaz­lı bayrak Karagümrüklülere göz kırpmaya başlamıştı.

Artık ortada Karagümrük kulübü diye bir teşekkül bulunmayacaktı. Çaresizlik içinde kalmıştık, kendisin­den bir medet umarak müracaat ettiğimiz semtimizin ileri gelen simalarından Vasfi Aktin Heyetimize So­ğuk nazarlar atfettikten sonra bizlere aynen şöyle hitap etmişti. Benden hiçbir şey beklemeyin hem ben es­kiden Vefa’nın Başkanlığını da yapmıştım. Halende Vefa’nın üyesiyim dedi. Hiç beklemediğimiz bu söz­lere karşı ne diyeceğimizi şaşırmış bir durumda orayı terk edip çıktık.

Hangi Karagümrüklü, Vefa ile aynı çatı altında Kulüp kuracaktı, Karagümrük kulübüne bu darbeyi indirenlerin yürekleri hiç sızlamadı mı?

Karagümrük’ten kimse Vefa’ya geçmedi, hattâ Polis Müdürünün tehditleri bile bir kişiyi yerinden kı­mıldatamadı. Hal böyle olunca birleşme formalitesini tamamla­mak için Karagümrük Kulübünün eşyalarını Vefa ku­lübüne taşıtmak istediler. Eşyaları İdare heyeti oda­sına kilitledik, bu sefer Polisler bizi aramaya başla­mıştı.

Zamanın İstanbul Emniyet Müdürü Ahmet De­mir getirin şu herifleri buraya derse bu aranmanın akibetinden de endişe duymakta haksız değildik. Evlerimize geç vakitlerde gitmeye, mümkün mertebe or­talıkta görünmemeye çalışıyorduk. En son çare ola­rak, Kulübe ait levazımı ve kıymetli Kupa ve bayrak­ları aynı çatı altında bulunan bir odaya doldurup ki­litledik ve gelen alâkalı memurlara da bütün eşyaları Kızılay’a hediye ettik diyerek takibattan kurtulduk. Ne acıdır ki, böylece Kulübümüzde 1942’de kapanmıştı.

Dünden Bugüne Karagümrük Gençlik Kulübü – 1926 – 1982

Asaf Ayçıl

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu