Tarihçe

Karagümrük Tarihi – Kulübün Şaşaalı Günleri

1932 ve 1933 yılları Karagümrük Kulübünün en şaşaalı devirlerine rastlar.

Gazeteler tarafından ortaya konan gayri federe Kulüpler Şampiyonası Kupa maçları esnasında bu turnuvaya iştirak eden kulüpler içinde en kuvvetli takım olarak Karagümrük çıkmıştır.

1932 ve 1933 yıllarında (Cumhuriyet) Gazetesinin tertiplediği Şampiyonluk maçlarında bütün rakipleri­ni yenerek arka arkaya Cumhuriyet Kupasını kazan­dı.

(Mesut bir tesadüf eseri olarak Karagümrük Ku­lübü 1957 – 1958 sezonu içinde yine Cumhuriyet Ga­zetesinin İkinci Profesyonel Küme Şampiyonası için ortaya koyduğu Kupayı da, Birinci Kümeye geçerken almıştır.

Karagümrük Kulübü o şaşaalı devrinde Cumhu­riyet Gazetesinin Çifte Kupalarından başka (Haber) Gazetesi ile (Halk Fırkası) Kupalarını da kazanmış, şehrimizde mevcut gayri federe Kulüpler karşısında birbirinden kıymetli galibiyetler elde etmiştir.

Bu yılların en önemli maçlarından biri de Aydos adı altında toplanan Selanik muhteliti ile yapılan maçlardır. Karagümrük Kulübünün birinci takımını bu sıralarda Millî takımın ve Galatasaray Kulübünün sağbeki olan Mehmet Nazif çalıştırıyordu. Gayri federe kulüpler arasında ilk defa ecnebi takım getiren kulüp Karagümrük olmuştur

Selanik muhteliti gibi kuvvetli bir ekibe karşı yaptıkları ilk maçı 3-2 kazanmıştılar. Bu maça çı­kan Kırmızı-Siyahlıların kadrosu şöyle idi: (Miço – Tevfik, Mahmut Ali – Hikmet Lütfü – Ce­mal – Nuri, Seyfi, Rıza, Molla İbrahim, Morho). Bu mühim maçın hakemi merhum Vefalı Necmi Ağabey­di. Golleri Lütfü, Rıza, Seyfi, yapmışlardır.

Selanik Muhteliti ikinci maçını Pera ile yaptı ve bu karşılaşma Selanik Muhtelitinin lehine neticelen­di. Üçüncü karşılaşmasını Karagümrük – Pera Muh­teliti ile yapan Selanik Muhteliti maçı 3-3 berabere bitirdi.

Selâniğe karşı çıkan Karagümrük, Pera Muhteli­ti aşağıdaki kadro ile oynamıştı: Kandilli (Pera), Velastaridis (Pera), Mahmut Ali (Karagümrük), Hikmet (K.G.), Lütfü (K.G.), Angelidis (Pera), Nuri (K.G.), Bambino (Pera), Rıza (K.G.), Japoni (Pera), Malasi (Pera).

Hakem: Necmi Ağabey.

Goller: Rıza, Lütfü, Japoni.

Karagümrük gençleri bu neşeli günlerinde bir de şarkı bestelemişlerdi:

Biz Karagümrük’lüyüz, yoktur kederimiz,

Kâinata metelik vermeyiz.

Var mı hiç, var mı hiç, bize yan bakan,

Yoktur hiç, yoktur hiç. böyle bir Arslan.

Aynı sene içinde Fenerbahçe Kulübünün, İstan­bul’un birdenbire gelişen bu takımı, maç yapmak üze­re davet ettiğini görüyoruz. Gayri Federe Kulüpleri silip süpüren bu takımın, şöhretli Fener karşısında ne derece alacağı merak edildiğinden Kadıköy’deki Fener Stadını çok kalabalık bir seyirci kütlesi doldur­muştu.

Zeki, Alaettin, Niyazi, B. Fikret, M. Reşat gibi spor tarihinin en şöhretli oyuncularını kadrosunda bulunduran Fenerbahçe takımına karşı, Karagümrük Kulübünün yaptığı bir hayli çekişmeli ve aynı zaman­da zevkli geçen maç 1-1 beraberlikle neticelenmiş­tir.

Bir hafta sonra yapılan rövanş karşılaşmasında bir evvelki maçtakinden kat kat üstün bir heyecan içinde daha çok bir seyirci kütlesi tarafından takip edilen maç, yine beraberlikle neticelendi. (2-2). Bu maçlarda alınan neticeler Karagümrük Spor Tarihine şerefli birer yaprak ilâve etmişti. Her iki maçın da hakemliğini zamanın namlı futbolcularından ve Bah­riye Takımının Kaptanı Merhum Muharrem yapmış­tı. Fenerbahçe ile yapılan iki maçın kayıtları Kulübün kapanışı nedeniyle ortadan yok olması üzerine ancak hafızamda kalanları yazıyorum.

Bu sıralarda birinci takımda yer alan oyuncula­rımız şunlardı: Miço, Mahmut Ali, Tevfik, Ateş Nazım, Mehmet (Bey) Kuru Zeki, Molla İbrahim, Rahmi Atasayar, Hikmet, Lütfü (Prens), Cemal, Mustafa (Kaptan), Ta­tar Şükrü, Bulgar Mustafa, Seyfi, Rıza (Maltepeli) Kiryako, Baba Hüsnü, Sabahattin, Kaleci Lütfü. Mu­sa Sezer, Morho, Burhan (Merhum), Ziya (Deniz Su­bayı), Tarık Bilgin (Gazeteci) Ruşen, Demirali, Kâmil, Baba Hakkı (Beşiktaşlı), Ercüment, Şadan, Dadaş Mehmet, Kuleli İzzet, Santrafor Ruşen.

Karagümrük Takımının kazandığı maçlar kulü­bün ismini her tarafa yaymıştı. O sıralarda Taksim, Beykoz, Beylerbeyi, Taksim Talimhane (Şimdi bina­ların bulunduğu yer), Harbiye Nezareti (Beyazıt), Halıcıoğlu, Kasımpaşa’daki Cami altı sahalarında Kırmızı-Siyahlı forma, seri galibiyetlerine devam eder­ken, bunlardan üçünü, çok enteresan tarafları oldu­ğundan burada nakletmeden geçemeyeceğim.

1929 senesi içinde idi. O zamanın Bozkurt Kulübü, Karagümrük’le bir maç almıştı. Oyun Halıcıoğlu sa­hasında yapılacaktı. Maç günü mezkûr sahaya gidil­di. Saatinde takımlar karşılıklı dizildiği zaman, Boz­kurt takımı devrin kuvvetli kulüplerinin futbolcuları ile takviye edilmişti. Rakip kaleyi zamanın meşhur kalecilerinden Harbiyeli Sırrı (Paşa) koruyordu. Maç başlamak üzere. Bizim Hakkı (Baba) meydanda yok. İdareciler ve taraftarlar telâş içinde Hakkının yolu­nu gözlüyorlardı.

Oyuna başlandı. Az sonra da Hak­kı, Balat istikametinden gelen bir sandal içinde gö­ründü. Bizler oyunu bırakmış, sevinçle ona doğru koşmağa başlamıştık. Maça geç kaldığını kendi de an­lamış olacak ki; Hakkı, sandalda soyunuyordu. O sahile çıktı, bizler de takım Kaptanı Sabahattin’e gel­diğini haber verdik Fakat Kaptan Hakkı’nın geç kal­masına kızarak oyuna sokmadı. O zamanlar takımda çok sıkı disiplin vardı. Devre golsüz kapandı. Maçın ikinci yansında Hakkı’nın oynaması için İdareciler Sabahattin’i ikna ettiler. Kaptan da verdiği cezayı kâfi görerek bu bom­ba futbolcuyu oyuna dahil etti. Ve o gün yarım dev­re oynayan Hakkı, Bozkurt Takımına -hem de Sim gibi kaleciye tam 6 gol attı, ve maç ta böylece 6-0 Karagümrüğün galibiyetiyle sona ermişti. O gün Hak­kının şutlarına dayanamayan Sırrı kaleyi terk etmişti.

Baba Hakkı’nın Şahane 6 Golü

Bu maçı müteakip hafta idi. Her karşılaşmada Karagümrüğe mağlûp olan Davutpaşa’lılar, bu defa rövanşlarını almak gayesi ile, bizimle tekrar karşı kar­şıya geldiler. Müsabaka, Kasımpaşa Cami altı saha­sında oynanmıştı. Taraflar karşılıklı dizildiğinde, o zamanın çok kuvvetli Süleymaniyesi, Davutpaşa formasıyla sahaya çıkmıştı. Onlar kendilerine o kadar emindiler ki, maça başlamadan evvel, geride oyna­yanlar muhacimlerine: Biz topları havadan ileri uza­tır, sizler de golleri sıralarsınız. Halbuki onlar bizim kara yağız bombacıyı tanımıyorlardı. Maç başlar baş­lamaz Hakkı, rakip müdafaayı hallaç pamuğuna döndürüp, bomba gibi şutları ile, golleri yapınca, kendi­ne güvenenler şaşırıvermişlerdi. O gün; Davutpaşa namı altında karşımıza çıkan Süleymaniye’yi 7-0 mağlûp ettiğimiz maçta gollerin altısını tek başına Baba Hakkı atmıştı.

Yine aynı sene içinde idi. Beylerbeyinde, Boğazi­çi namı altında, muhtelif kulüplerden toplama bir ta­kım meydana çıkmıştı. Hangi kulüp oraya gitti ise mağlûp olup dönmekte idi. Şehzadebaşı’nda “Mimarese-i Bedeniye” ismi altında bir teşekkül vardı. Bun­ların başında hem oyuncu ve hem de idareci bulunan meşhur Kakosi Ahmed (merhum) takımını oraya gö­türmüş, aynı kulüple yaptığı maçta tam 9 gol yiyerek 9-0 mağlup olmuşlar Zavallı Ahmedi, aynı zaman­da çok kızdırmışlar; Bir gün Boğaziçi idarecilerinden birini gören Ahmet: Size Karagümrük takımını ge­tirsem oynar mısınız? Sualine evet denilmiş.

Aracılığı yapan merhum, Karagümrük ile Boğazi­çi kulüplerini maç hususunda anlaştırmış; Ahmedin maksadı uğradığı acı mağlubiyetin hıncını Karagüm­rük takımının alması idi.

Nitekim maç günü geldi, yapılan müsabakada Karagümrük toplama fakat çok kuvvetli Boğaziçi takımını kendi sahasında 5-2 mağlup etti.

Ahmedin sevincine payan yoktu. Hemen o akşam kulübe gelip bizleri tebrik etti ve onlar beni kızdırdı­lar ama, ben de hepsini ifrit ettim; diyerek Karagümrük’ten, memnun olarak ayrılmıştı.

Beşiktaş’ın Baba Hakkı’sı, daha evvel Karagümrük’ün ağabeysi idi. Hakkı bizde oynarken, her yap­tığımız maçta attığı gollerle sahadan galip çıkardık. O, gençliğinde ne yaman delikanlı idi. Şutlarını daha o zamanlar, hiç bir kaleci karşılayamazdı. Gerek Kırmızı-Siyah forma altında, gerekse askeri talebe maç­larında oynarken, bütün nazarlar ona çevrilirdi. Ev­velâ, Zeki Rıza Sporel (F.B.) Hakkı’yı Fenerbahçe’ye almak için uğraşırken, Beşiktaşlı merhum Şeref Bey daha atik davranarak Siyah-Beyazlı Kulübe maletti. Baba Hakkı Türk Futbolunun ender yetiştirdiği bir kıymettir.

Dünden Bugüne Karagümrük Gençlik Kulübü – 1926 – 1982

Asaf Ayçıl

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu